top of page

Herpetoloji 101: Sürüngen ve Kurbağaların İzinde Bir Bilim Dalının Hikayesi

  • Yazarın fotoğrafı: kursat sahin
    kursat sahin
  • 2 gün önce
  • 7 dakikada okunur

Doğada yürürken taşın altından hızla kaçan bir kertenkele, ilkbahar gecelerinde koro halinde öten kurbağalar ya da yol kenarında güneşlenen bir yılan... Pek çok insan için bunlar yalnızca kısa süreli karşılaşmalardır. Oysa bazı insanlar için bu canlılar, yaşam boyu sürecek bir merakın başlangıcıdır.

İşte herpetoloji, bu merakın bilimsel adıdır.

Herpetoloji, amfibiler (kurbağalar, semenderler ve ayaksız ikiyaşamlılar) ile sürüngenleri (kaplumbağalar, kertenkeleler, yılanlar, timsahlar ve tuatara) inceleyen zoolojinin özel bir dalıdır. Adını Eski Yunanca "sürünen canlı" anlamına gelen herpeton kelimesinden alır. Günümüzde kuşların evrimsel olarak sürüngenler içinde yer aldığı kabul edilse de, geleneksel olarak kuşlar herpetolojinin değil, ornitolojinin çalışma alanına girer.

Herpetoloji yalnızca tür tanımlamakla ilgilenmez. Bir herpetolog aynı zamanda evrimsel biyolog, ekolog, davranış bilimci, fizyolog, genetikçi, biyocoğrafyacı, hatta iklim bilimci olabilir. Çünkü sürüngenler ve amfibiler, Dünya'nın değişen çevresine en hassas tepki veren omurgalı gruplarının başında gelir.

Dünya Herpetolojisinin Tarihi: Korkudan Bilime Uzun Bir Yolculuk

Antik Çağ: Mitoloji ve Gözlem Arasında

İnsanlık, sürüngenlerle ilişkisini her zaman muğlak bir hayranlık-korku ikilemiyle kurmuştur. Eski Mısır'da kobra, firavunların tacını süslüyordu; Yunan mitolojisinde Asclepius'un asası etrafına dolanan yılan bugün hâlâ tıbbın sembolüdür. Aristoteles (MÖ 384–322), Historia Animalium adlı eserinde kertenkeleleri, yılanları ve kaplumbağaları sistematik biçimde tanımlamaya çalışan ilk isimdir, ancak gözlemlerini zaman zaman mitolojik unsurlarla harmanlıyordu.

Rönesans ve Aydınlanma: Doğalcılar Sahaya İniyor

  1. ve 17. yüzyıllarda Pierre Belon ve Guillaume Rondelet gibi Fransız naturalistler, Akdeniz'in amfibi ve sürüngenlerini resimli kataloglarda derledi. Ancak herpetoloji, gerçek anlamda Linnaeus (1707–1778) ile bilimsel kimliğine kavuştu. Systema Naturae'de sürüngenler ve amfibiler uzun süre "Amphibia" adı altında tek bir sınıfta toplandı; bu hata onlarca yıl sürecekti.

Asıl kırılma noktası Josephus Nicolaus Laurenti'nin 1768 tarihli Specimen Medicum adlı eseridir: Amfibiler ile sürüngenler ilk kez birbirinden ayrı gruplar olarak tanımlandı. Laurenti, modern herpetolojinin kurucu babası sayılır.

19. Yüzyıl: Altın Çağ Müzeleri ve Büyük Koleksiyonlar

Sömürgecilik çağı, paradoks biçimde biyolojik çeşitlilik bilgisini patlatır: Avrupalı naturalistler her kıtadan canlı ve örnek getirmeye başlar. Bu dönemin devleri:

  • André Marie Constant Duméril & Gabriel Bibron: Paris Doğa Tarihi Müzesi'nde hazırladıkları 9 ciltlik Erpétologie Générale (1834–1854), çağının en kapsamlı herpetoloji ansiklopedisidir.

  • Edward Drinker Cope (ABD): 1.000'i aşkın yeni tür tanımlamış, herpetoloji ve paleontoloji arasında köprü kurmuştur.

  • Edward D. Cope & Othniel Charles Marsh arasındaki "Kemik Savaşları", dinozor paleontolojisini olduğu kadar sürüngen evrimini de ivmelendirmiştir.

20. Yüzyıl: Ekoloji, Genetik ve Koruma Biyolojisi

İkinci Dünya Savaşı sonrası herpetoloji, türlerin betimlenmesinden ekolojik ve davranışsal sorulara doğru evrildi. Raymond Ditmars, Karl Schmidt ve Archie Carr gibi isimler sürüngen ekolojisini popülerleştirdi. Carr'ın deniz kaplumbağaları üzerine çalışmaları, koruma biyolojisinin herpetolojide kökleşmesine öncülük etti.

1980'lerin sonundan itibaren küresel ölçekte amfibilerde gözlemlenen çöküş dalgası, Chytrid mantarı (Batrachochytrium dendrobatidis) başta olmak üzere habitat yıkımı, iklim değişikliği ve kirlilikten kaynaklanan durum, herpetologları adeta alarm moduna geçirdi ve bu alan, koruma biyolojisinin en kritik cephelerinden biri hâline geldi.

Türkiye'de Herpetolojinin Tarihi: Doğunun ve Batının Buluştuğu Nokta

Osmanlı Dönemi: Avrupalı Gezginlerin Keşifleri

Türkiye coğrafyası, Palearktiğin en önemli biyoçeşitlilik sıçrama taşlarından biridir. Ne var ki modern herpetolojik araştırmalar bu topraklarda büyük ölçüde yabancı naturalistlerin eseriyle başlamıştır.

Peter Simon Pallas (1741–1811), Rus İmparatorluğu adına yaptığı Kafkasya ve Anadolu kıyıları seferlerinde çok sayıda amfibi ve sürüngeni tanımladı. Pseudopus apodus, Elaphe dione gibi türlerin adlarını bugün hâlâ Pallas'a borçluyuz.

Heinrich Boie ve Franz Boie kardeşler ile ardından Jan van der Hoeven gibi Hollandalı zoologlar, Osmanlı topraklarından getirilen örnekleri Avrupa müzelerinde inceledi.

  1. yüzyılın ikinci yarısında ise Franz Werner (Viyana) ve George Albert Boulenger (Londra Natural History Museum) Anadolu örneklerini kapsamlı biçimde yeniden tanımladı. Boulenger'ın Catalogue of the Snakes in the British Museum (1893–1896) serisi, Türkiye yılanlarının sistematik temelini attı.

Cumhuriyet Dönemi: Yerli Bilimin Doğuşu

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte üniversitelerin yeniden yapılandırılması ve yabancı bilim insanlarının akademiye davet edilmesi, herpetoloji açısından da dönüştürücü oldu.

Anadolu'daki ilk herpetolojik kayıtlar genellikle Avrupalı araştırmacıların (örn. Werner, Bodenheimer) seyahatleri sırasında tuttukları listelere dayanıyordu. Ülkemizin faunası çoğunlukla ana yollar üzerindeki gözlemlerle biliniyordu..

İstanbul Üniversitesi'nde görev yapan Alman bilim insanı Prof. Dr. Curt Kosswig'in vizyonu ve öğrencisi Prof. Dr. Muhtar Başoğlu'nun çalışmalarıyla herpetoloji Türkiye'de bir disiplin halini aldı. Başoğlu, Türkiye'nin ilk herpetoloğu unvanını alarak modern Türk herpetoloji ekolünün kurucusu oldu.

Prof. Dr. Muhtar Başoğlu ve onun yetiştirdiği, bayrağı devralan Prof. Dr. İbrahim Baran, Türkiye herpetofaunası için bugün bile temel kaynak sayılan devasa üç ciltlik monografileri (Türkiye Amfibileri ve Türkiye Sürüngenleri) yayınladılar. Bu eserler, modern herpetolojimizin temel taşlarıdır.

Dikkat çekici örnekler:

  • Darevskia cinsi kertenkelelerde Türkiye'nin parthenogenetik (eşeysiz üreyen) populasyonlarının keşfi

  • Türkiye'ye endemik Vipera barani (Baran'ın engereği) ve Montivipera bulgardaghica gibi engerek türlerinin tanımsanması

  • Doğu Karadeniz dağlarında ve Toros sisteminde yeni semender populasyonlarının tanımlanması

2010'lar ve Sonrası: Moleküler Devrim

Sadece morfolojik (dış görünüş) özelliklere değil, DNA analizlerine dayanan modern genetik çalışmaların artmasıyla Türkiye'de tek bir tür sandığımız pek çok canlının aslında birbirinden farklı "kriptik" (gizli) türler olduğu anlaşıldı. Tür sayımız hızla artmaya başladı.

Modern herpetologlar;

  • moleküler genetik,

  • filogenetik,

  • biyocoğrafya,

  • ekolojik niş modellemesi,

  • davranış ekolojisi,

  • uzaktan algılama,

  • biyoinformatik,

  • yapay zekâ destekli tür tanıma

gibi çok sayıda disiplini birlikte kullanmaktadır.

Bu nedenle günümüz herpetolojisi, klasik doğa tarihi ile ileri biyoteknolojinin buluştuğu son derece dinamik bir araştırma alanına dönüşmüştür.

Günümüz: Biyoçeşitlilik Sıcak noktaları, "Anadolu Çaprazı" ve Endemizm

Bugün Türkiye'de çalışan bir herpetolog olmak, bitmek bilmeyen bir keşif sürecinin tam ortasında olmak demektir. Zira Türkiye, dünyanın en dikkat çekici herpetofaunalarından birine sahiptir.

Bunun en önemli iki nedeninden biri, Anadolu'nun Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında biyocoğrafik bir köprü oluşturmasıdır. Aynı zamanda Anadolu, Kafkasya, İrano-Anadolu ve Akdeniz biyolojik çeşitlilik sıcak noktalarının kesişiminde yer alır. Bu nedenle Avrupa'da görülen birçok türün doğu sınırı, Asya türlerinin ise batı sınırı Türkiye'dedir.


Bu coğrafi konum, Türkiye'yi yalnızca yüksek tür çeşitliliğine sahip bir ülke değil, aynı zamanda evrimsel süreçlerin canlı olarak gözlemlenebildiği doğal bir laboratuvara dönüştürmektedir.


Diğer neden ise Anadolu Çaprazı (Anatolian Diagonal) adını verdiğimiz; Gümüşhane ve Bayburt civarından başlayıp, Kahramanmaraş ve Osmaniye üzerinden Akdeniz'e doğru iki kola (Orta Toroslar ve Nur Dağları) ayrılan hayali bir çizgidir. Bu dağ silsilesi, türler için adeta aşılmaz bir duvar işlevi görmüştür. Bu bariyerin doğusu ile batısı arasında milyonlarca yıl boyunca izole olan popülasyonlar, kendi yollarında evrimleşerek yepyeni türlere dönüşmüştür.


Ülkemizde şu an bilinen yaklaşık 35 amfibi ve 145 civarında sürüngen türü bulunuyor. İşin en çarpıcı kısmı ise endemizm oranı; yani dünyada sadece ve sadece bizim ülkemizde yaşayan türlerin fazlalığı. Herptil türlerimizin %25'i endemiktir.

Neden Herpetoloji? (Bugünün Dünyasında Neden Önemli?)

Sahanın tozunu yutarken sadece yeni türler tanımlamıyoruz; aslında gezegenin sağlığını da ölçüyoruz.

  1. Ekolojik Uyarı Sistemleri: Amfibiler, geçirgen derileri ve hem suya hem karaya bağımlı yaşam döngüleri nedeniyle çevre kirliliği ve iklim değişikliğinin ilk kurbanlarıdır. Bir bölgede kurbağalar sessizleşiyorsa, o ekosistem çöküyor demektir.

  2. Tıp ve Farmakoloji: Gila canavarı kertenkelesinin tükürüğünden elde edilen maddeler tip-2 diyabet tedavisinde kullanılıyor; Anadolu engereklerinin zehirleri (örn. Vipera wagneri, Montivipera xanthina) üzerinde yapılan çalışmalar kan pıhtılaşması ve kanser araştırmalarına ilham veriyor.

  3. Koruma Biyolojisi: Sınırlı yaşam alanlarına (sadece tek bir dağın zirvesi veya tek bir vadi) sıkışmış türler, habitat kaybı ve insan baskısı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bizim işimiz, onları koruyacak bilimsel veriyi sağlamak.

Bir Herpetolog Ne Yapar? Sahadan Bir Gün, İki Dünya

1. Hikaye — Doğu Karadeniz'den Doğu Anadolu'ya Geçişte: Sis, Yaylalar ve Semenderler

Sabah 04:45 — Artvin, Borçka ilçesi yakınları, rakım ~1200 m

Çadırın fermuarını açtığımda sis o kadar yoğun ki ön tekerleği göremiyorum. Karadeniz ikliminin bu karakter özelliği aslında tam aradığım şey: Mertensiella caucasica — Kafkas semenderi için ideal nem koşulları. Deri termometresi 9°C gösteriyor. Yeterli.

Dere yatağına inerken baş lambamın ışığı yosun kaplı kayaların arasında ilk hareketi yakalıyor: ıslak, koyu zeytinrengi, yanlarında sarı benek dizileri. Bir larva su içinde beni izliyor. Veri formuna koordinatlar, su sıcaklığı (7,2°C), ortam nemi (%94), larva boyu tahmini (38 mm) işleniyor. Dokunmadan, örneklemeden fotoğraf ve ölçüm.

Sabah 07:30 — Aynı dere, 200 m yukarısı

Taş altı kontrolü rutini başlıyor: her taşı kenara yatır, kaydet, geri koy. Üçüncü taşta şans: Mertensiella caucasica, bir erişkin dişi. Türkiye'nin belki de en az çalışılmış semenderi. Gövde uzunluğu kumpasla ölçülüyor, kuyruk rejenerasyonu fotoğraflanıyor. Sağ arka bacak tabanından steril çubukla sürüntü alınıyor — Bsal taraması için. Tam 47 saniye elimde kaldı; sonra taşın altına döndü.

Öğlen 12:00 — Rize-Erzurum il sınırı, rakım ~2.000 m

İklim birden değişiyor: Karadeniz nemi geride kaldı, kuru step başladı. Aynı güne iki biyom sığdıran bu geçiş kuşağı, herpetologlar için eşsiz bir doğal deney alanı. Kaya yüzeyinde güneşlenen Darevskia obscura hareketsiz duruyor, vücut sıcaklığını artırıyor. Yanında, neredeyse aynı renkte ama farklı pul dizilimi: D. mirabilis olabilir. İki tür bu yükseklikte simpatrik mi yaşıyor? Fotoğraflar akşam karşılaştırılacak.

Akşam 19:00 — Çadır, veri girişi

15 lokalite, 6 tür, 23 bireysel gözlem. iNaturalist'e yüklenen fotoğraflar arasından yapay zeka üçünü "ihtiyatlı teşhis" olarak işaretledi: Bunlar yarın tekrar arazi kontrolü gerektirecek. Sürüntü örnekleri soğuk zincirde muhafaza ediliyor. Çay kaynarken deftere not: "Geçiş kuşağında D. obscura / D. mirabilis sınırı beklenden 80 m daha batıda — iklim kayması mı, örnekleme eksikliği mi?"


2. Hikâye — Likya Yolunda: Akdeniz Güneşi, Engerekler ve Deniz Kaplumbağaları

Sabah 05:15 — Antalya, Kaş civarı, deniz kıyısına 3 km, rakım ~140 m

Zeytinliklerin arasından geçen toprak patika henüz ılık, gece boyunca ısısını korumuş. Bu, yılan aktivitesi için en verimli pencere: gündüz sıcağından önce, geceleri ise hâlâ aktif olan türlerin örtüştüğü kısa aralık. Feneri yere yakın tutarak yürüyorum.

İlk on dakikada mesafe: beş metre. Montivipera xanthina, şeritli engerek: Patikanın ortasında termal denge arıyor. Türkiye'ye yarı-endemik, Kuzey Ege ve Batı Anadolu'nun kayalık habitatlarına özgü. Stres vermeden çevresini dolaşıyorum; kendi hızında çekilip gidiyor. Fotoğraf serisinde baş pul deseni net: birey kimliği için yeterli.

Sabah 08:00 — Kıyı falezleri, deniz manzaralı kaya platformları

Laudakia stellio, dikenli keler: Kayaların üzerinde bölge ilanı yapıyor. Erkeğin çene altındaki koyu renk, üreme sezonunu işaret ediyor. Birkaç metre ötede Hemidactylus turcicus gece faaliyetinin izlerini bırakmış: bir adet dökülmüş deri, tahta kenarında. Fotoğraf, koordinat, not.

Sabah 10:30 — Patika kum plajına iniyor

Asıl randevu burada. İzleme programımızın parçası olan bu plaj, Caretta caretta, deniz kaplumbağası, için belgelenmiş bir yuvalama alanı. Geceleri gönüllü ekip yuvalamaları işaretledi; bugün sabah verilerini teslim alıyorum. Üç yeni yuva, iki tahrip edilmiş iz: büyük ihtimalle tilki. Yuvaların GPS koordinatları, kum sıcaklığı (27,4°C, yuva derinliğinde), tahmini yumurta sayısı not ediliyor. Veriler Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) veri tabanına akşam yüklenecek.

Öğlen 13:30 — Zeytinlik, gölge, öğle molası

Sıcaklık 38°C'yi geçti; sürüngenler için öğle "siesta" saati, benimki de. Ama gölgede oturan herpetolog, çevresini izlemeyi bırakmaz: zeytinin dibinde Testudo graeca, tosbağa, yavaşça otlanıyor. Karapaks fotoğrafı, bireysel tanımlama için desen haritasına ekleniyor. Bu bireyi iki yıl önce de aynı zeytinlikte kaydetmiştim: Teyit edilmiş yuvarlık, küçük bir kişisel zafer.

Akşam 18:00 — Günbatımı, kıyı kayalıkları

Son tur. Natrix natrix sulama kanalında avlanıyor, Platyceps najadum kayalar arasında kayboldu: sadece kuyruk ucu gördüm, veri formuna "muhtemel" notu düştüm. Dönüş yolunda iNaturalist bildirimi: bu sabah yüklediğim agama fotoğrafını topluluk onayladı, kayıt kesinleşti.

Akşam 21:00 — Pansiyon masası, dizüstü bilgisayar

17 lokalite, 9 tür, 31 bireysel gözlem. Caretta verileri EKAD'a, kaya kertenkelesi ve yılan kayıtları ulusal veri tabanına gönderildi. Engereğin fotoğrafları ölçüm yazılımına yükleniyor, baş genişliği / gövde uzunluğu oranı cinsiyeti tahmin etmemizi sağlayacak. Çay, defter, son not:

"Montivipera xanthina bu rakımda bu tarihe kadar çok erken — fenolojik kayma mı izliyoruz, yoksa bu bireye özgü bir anomali mi? Gelecek yıl aynı noktada termal kamera denemeli."

Her iki herpetolog da o gece aynı şeyi düşündü: Türkiye, tek bir ömre sığmayacak kadar çok soru barındırıyor.

 
 
 

Yorumlar


Contact
Information

Department of Biology
Zoology Section

Hacettepe University

Faculty of Science
Beytepe Campus, Ankara, Türkiye

+90 312-297 80 00

  • researchgate
  • Instagram
  • Twitter

Thanks for submitting!

©2023 by yasambilimci

bottom of page